“Kendini bırakmazsan, başkalarının seni bırakması seni yıkmaz.”

Clarissa Pinkola Estés

Eğitmen Astrolog Birsel Dursun

       Mitoloji bana hep şunu öğretmiştir: En çok kırıldığımız yerde değil, en çok değiştiğimiz yerde başlar hikâyemiz. Ve bazen bizi o değişime sokacak olan da, en güvendiğimiz kişiden gelen bir hayal kırıklığıdır. Ariadne’nin hikâyesi de tam olarak böyle. İlk bakışta bir aşk ve ihanet öyküsü gibi görünse de, aslında bu mitos; kimliğimizi başkasının yolculuğuna feda ettiğimizde, evrensel düzenin bizi nasıl kendi merkezimize geri çektiğinin göstergesidir. Ariadne, Minos’un kızı, Labirent’in kraliçesi. Ama bu unvanlar onun kaderini değil, hapishanesini temsil eder. Ait olduğu saray, içinde Minotauros’un bulunduğu karanlık bir yapıyı beslerken, Ariadne bu düzenin dışında bir şeyin özlemini çeker. Ve o şey, Theseus’un gelişiyle can bulur. Aşk? Belki. Ama asıl olan, bir çıkış yolu arayışıdır. İpler karışır, hem mecazen hem de gerçek anlamda. Theseus’a verdiği ip, onun çıkmasını sağlar. Kendi yolunu verecek kadar sevdikçe, kendi yolundan uzaklaşır Ariadne. Ve sonunda, Naksos Adası’nda terk edilir. Bu sahne, her kadının kolektif hafızasında bir yerlerde titreşir: birini kurtardıktan sonra onun seni bırakması. Oysa bu bir son değil, bir geçiştir. Mit bu noktada kesilmez. Ariadne, acısının ortasında Dionysos’la karşılaşır. Bu rastlantı değil, bir astrolojik hakikattir aslında. Plüton bir şeyi yakar, Dionysos yeni bir bilinçle doğurur. Dionysos, sadece bir tanrı değil, transandantal bir titreşimdir; yaşamın trajikliğiyle yüzleşmiş olanı kucaklayan bilinçtir. Ariadne artık sadece biri için fedakârlık yapan bir kız değil, kendi mitini yazan bir kadın olur.

       Bu dönüşüm bana göre astrolojide Plüton’un Akrep’teki sınavlarıyla ve Balık burcu ile ilişkilendirilen Dionysos bilinç sıçramasıyla temsil edilir. Ariadne haritalarda sık sık başkaları için kendi öz değerini feda etmiş ama sonunda mistik bir merkezde yeniden doğmuş kadınların arketipidir. Ve evet, bu bir mit değildir sadece  bazen bir danışanın gözlerinin içinde görebilirim o Naksos gecesini.

         Bu mitos bana şunu öğretiyor: Bazen terk edilmek, bir lanet değil, bir lütuftur. Çünkü bazı yolcular bize ait değildir. Ve biz asıl gücümüzü, onları bıraktıktan sonra buluruz. Ariadne, başkasına verdiği ipi bir gün kendisi için örmeye başladığında, kaderi de değişmiştir zaten. Kraliçeliği sarayda değil, kalbinde yeniden inşa edilir.

        Ve bazen bir danışan şöyle der:

       “Onca şey yaptım ama sonunda beni bıraktı.”

        Ben de şöyle cevaplarım:

       “Belki de seni gerçekten gören, henüz yeni geliyor.”

       Kendi Haritandaki Ariadne

      Astrolojik haritanızda Ariadne asteroitini (43) inceleyerek; hayatınızda kim için ip verdiniz, nerede bırakıldınız ve kendi mitinizi ne zaman yazmaya başladınız, bunu daha derinden görebilirsiniz. Plüton ya da Akrep’le olan bağlantıları, bu dönüşümün ne kadar derin ve kaçınılmaz olduğunu gösterir.

       Kaynakça & İlhamlar

  • Robert Graves, Yunan Mitleri
  • Jean Shinoda Bolen, Tanrıçalar ve Kadınların Psikolojisi
  • Clarissa P. Estés, Kurtlarla Koşan Kadınlar
  • Homeros’a atfedilen erken dönem efsane parçaları
  • Asteroit Ariadne (43) – astro.com ve astro-seek.com verileri
  • Kişisel gözlem, danışan öyküleri ve mitolojik derin analizler
  • Smyrna Astroloji Okulu Ders Notları

Aydınlatma Metni

© 2023 SMYRNA ASTROLOJİ TÜM HAKLARI SAKLIDIR